Balonla Nasıl Uçtuk?

  • email Arkadaşınızın maili
  • print Yazıcı versionu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Bu ürünü beğendinizmi ?

(Toplam 0 Oylar)
Yazıyı Büyüt - Küçült Decrease font Enlarge font
image Dingin bir macera Balonla Kapadokya

Üzerinde balonların uçtuğu bir Kapadokya manzarası güzel olabilir ama o balonun içinde ve her şeyin üzerinde olmak daha fazlasını ifade ediyor.

Uçhisar'da saat dört buçuk suları, ortalık sessiz; henüz peribacalarının üzerine güneş düşmemiş… Ama bu sabah uyanmak hiç de zor olmuyor, çünkü yaklaşık yarım saat sonra uçan bir balonun içinde güneşin doğuşunu izleyip Kapadokya'ya bir de tepeden bakacağız. Kahvaltımızı ederken geniş alana yayılmış rengârenk kumaşlar şişirilmeye başlıyor. Güçlü bir vantilatör yardımıyla balonların içi havayla dolduruluyor ve dolan hava ısıtılıyor. Şeklini almaya başlayan balon henüz yerde ve sepeti bir araca bağlı. Pilotun işaretiyle yer ekibi sepeti kaldırıyor ve yolcuları yerlerini alana kadar balon uçmasın diye araçla bağlantı koparılmıyor. Balonların şişirilmesini izlerken buraya neden bu kadar erken geldiğimiz sorusunun cevabını da almış oluyorum. Çünkü bu da başka bir gösteri. Bu işlemlerin sağlıklı ve doğru zamanda yapılabilmesi için profesyonel bir ekip gerektiği ortada. On beş dakika gibi kısa bir sürede artık balonun sepetindeyiz.

Yavaş yavaş yükselirken bir yandan nasıl uçtuğumuzu anlamaya çalışıyor, bir yandan da manzaranın ve bu hafiflik duygusunun tadını çıkarmaya çalışıyorum. Sorularımı erteleyip önce gün doğumunu, uçsuz bucaksız arazileri, ayakta uyuyan atları, bende hep hayret duygusu uyandırabilen peribacalarını ve onlara neredeyse değecekmiş kadar yakınından geçen diğer balonları izliyorum. Bu huzur ve dinginliğin arasına giren tek şey balona sıcak hava doldurmaya devam etme zorunluluğu ve çıkan sesler oluyor…

RÜZGÂRIN HIZINDA
Pilotumuz kontrollü hareketlerini sürdürürken uçuşun nasıl gerçekleştiğini anlatıyor: “Balonun uçuş prensibi temel bir fizik kuralında yatıyor: 'Isınan hava yükselir ve hafifler'. İçi sıcak hava ile doldurulmuş balon, dışındaki daha serin havanın içinde yükselme yeteneği kazanır. Güçlü bir alevle balonun içindeki havayı ısıtıyoruz. Hava ısındıkça yükseliyor, soğudukça da alçalıyoruz”. Bu açıklama sabah serinliğinde buraya gelmemizin başka bir nedeni oluyor. Pilotumuz hava değişimlerini takip ederek yönümüzü belirliyor. Bir yükseliyor, bir alçalıyoruz… Aklıma peki ileri veya geri nasıl hareket edebiliyoruz, sorusu geldiğinde pilot da sözlerine devam ediyor: “Rüzgâr farklı yüksekliklerde farklı yönlere doğru eser. Alçalma ve yükselme anlarında farklı irtifalardaki rüzgârın hızını ve yönünü kullanarak ileri ya da geri gidebiliriz.” Pilotun yaptığı, her an kontrol ve rüzgârı iyi tanımayı gerektiren, dışarıdan biraz da doğaçlama isteyen bir iş gibi görünüyor…

BALONLARIN İLK YOLCULARI
Yakıt sistemi, kubbe ve sepet olmak üzere üç bölümden oluşan balon, uçmak için bütün yolları denemiş insanoğlunun önemli buluşlarından biri. İlk başarılı deneyim 1783'te Montgolfier kardeşler tarafından Paris üzerinde yapılmış. Bu başarılı uçuşun ilk yolcuları bir ördek, bir koyun ve bir horoz olmuş. Zaman içinde farklı kişiler tarafından pek çok yöntem denense de kardeşlerin kâğıt ve kumaştan yaptıkları balon bugünkü sıcak hava balonlarının temelini oluşturuyor. Günümüzde çok daha dayanıklı malzemelerin kullanıldığı balonlar savaş dönemlerinde taşımacılık ve iletişim amaçlı da kullanılmış.

Dünyayı dolaşmak için ilginç bir araç olabilirdi diye düşünüyorum. Hemen aklıma Jules Verne ve 'Balonla Beş Hafta'sı geliyor. Romanın kahramanı beş hafta içinde balonla Afrika'yı dolaşıyordu. Ama işin uzmanları balonların uzun yolculuklar için çok da pratik olmadığını düşünüyor. Kısa süreli keşif gezileri içinse oldukça uygun görünüyor. Zaten Verne bu romanı hiç balona binmeden yazmış…

Bu arada pilotumuz yer ekibiyle sürekli irtibat halinde. İzlediğimiz güzergâh yollara yakın veya tam üzerlerinden geçiyor. Acil durumlar için yer ekibi araçla bizi sürekli takip ediyor.

İNİŞ VAKTİ
Bir saati aşkın süredir vadi içinde dolaştıktan sonra bu maceranın da sonu geliyor. İniş için engebeli olmayan uygun bir yer arıyor ve son turları yapıyoruz. Pilotumuz telsizle yer ekibini koordine ediyor. Gittikçe alçalıyoruz, balonumuz bir paraşütten farksız. Neredeyse bir kuş yuvasına çarpmak üzereyken ağacı geçtikten sonra ekibin yardımıyla sepet, aracın üzerinde sabit tutuluyor ve inişin güvenli olduğu anlaşılıncaya kadar yerimizde kalmaya devam ediyoruz. Biz indikten sonra ekip balonun içindeki havayı boşaltmaya başlıyor. Balon kumaşı özenle katlanırken, tüm dünyada uygulanan bir gelenek yerine getiriliyor ve şampanya patlatılıyor. Pilotumuz bu geleneğin ilk başarılı uçuştan beri uygulanmaya devam ettiğini söylüyor. Uçuşumuzu kutlarken herkesin yüzündeki mutluluk dikkatimi çekiyor. Sanırım herkes olmak istediği anda ve yerde…

YAZI: NESLİHAN PEKDEMİR FOTO: SİNAN ÇAKMAK
Bu yazı Skylife dergisinden alınmıştır.
  • email Arkadaşınızın maili
  • print Yazıcı versionu
  • Add to your del.icio.us del.icio.us
  • Digg this story Digg this

Yorum Gönder comment Yorumlar (0 Gönder)

Bölge Rehberi

Powered By Supernet